5 Şubat 2019 Salı

MANİSA - ŞEHZADELER PARK ( SÜMERPARK) GEZİSİ



Herkese merhaba!
Bugün sizlere yaşadığım şehirde yeni açılan ve büyük ilgi gören bir parktan bahsedeceğim. Bolca fotoğrafla birlikte.

Öncelikle bu parkla ilgili birkaç bilgi vermek istiyorum. Açılışı 2019 Ocak ayında olan Şehzadeler Parkı Manisa'nın Şehzadeler ilçesinde, otogara yakın bir konumda. İçerisinde masal- çizgi film karakterinin modelleri, ülkemizdeki ve Manisa'daki önemli cami, medrese, bedesten, türbelerin vs. minia maketleri, şehzade figürleri, panoramik müze ve kafe yer alıyor.

Biz gittiğimizde şehzade figürleri bakım çalışması olduğu için fotoğraflayamadım. Şimdi sizlere birkaç fotoğrafla parkı ve içindeki eserleri göstermek istiyorum.

İlk olarak sizi bütün ihtişamı ile Selimiye Cami ‘nin maketi karşılıyor…


Mimar Sinan ustalık eseri…

“Osmanlı mimarlarından en önemlisi Sinan’ın Ustalık Dönemi eseri, mimarlık sanatının en görkemli örneklerinden biri ve insanın yaratıcı dehasının bir başyapıtı olarak kabul edilmektedir.

İnce ve zarif 4 minareye sahip büyük kubbesiyle görkemli Camii, iç tasarımında kullanılan ve döneminin en iyi örnekleri olan taş, mermer, ahşap, sedef ve özellikle çini motifleri ve ince işçilikleri ile kubbe ve kemerlerindeki kalem işleri, mermer döşemeli avlusu ve yapıyla bağlantılı el yazması kütüphanesi, eğitim kurumları, dış avlusu ve arastası ile bir sanat türünün zirvesini temsil etmektedir.”[1]

 Konya Mevlana Türbesi ve Dergahı Maketi



“Mevlevî Dergâhı ve Türbe 1926 yılında "Konya Asâr-ı Atîka Müzesi" adı altında müze olarak hizmete başlamıştır.1954 yılında ise müzenin teşhir ve tanzimi yeniden gözden geçirilmiş ve müzenin adı Mevlâna Müzesi olarak değiştirilmiştir.”[2]

Ankara Hacı Bayram Veli Cami Maketi




Sivas Divriği Ulu Cami Maketi





Manisa Muradiye Cami ve Külliyesi Maketi


“III.Murat adına 1583-1592 yılları arasında yaptırılan külliye cami, medrese, imarethane ve dükkanlardan oluşmaktadır. Projesi Mimar Sinan’a ait olan külliyenin inşası Mimar Mahmut Ağa tarafından başlatılmış ve ölümü üzerine Mimar Mehmet Ağa tarafından tamamlanmıştır.

Medrese ve İmarethane günümüzde müze olarak kullanılmıştır.”[3] 


Panoramik müzenin içinden bir fotoğraf…



Müzeyi gezerken çok etkiledik, balmumu heykeller bayağı gerçekçi duruyordu. Fakat gezimiz kısa sürdü, müzede daha fazla içerik bulunabilirdi.

Ve masal diyarından bazı karakterler…





:D


Masal parkında aslında çok daha fazla kahraman ve karakter var biz gezmekten pek fotoğraf çekemedik.:)

Ayrıca şehzade figürleri ve diğer cami maketleri için parkı ziyaret edebilirsiniz.

Umarım faydalı bir gezi paylaşımı olmuştur. Biz arkadaşlarla gezerken hem etkilendik hem de eğlendik. Umarım parka iyi bakılır ve daha da büyütülerek yeni alanlar açılır…

Görüşmek üzere…

7 Ocak 2019 Pazartesi

EFSUNCU BABA - (HÜSEYİN RAHMİ GÜRPINAR) YORUMUM







Merhabalar,

Sizlere aynı gün içinde başlayıp bitirdiğim bir kitaptan bahsedeceğim. Öncelikle yazarımız Hüseyin Rahmi Gürpınar benim sevdiğim yazarlardan biridir. Gulyabani kitabını daha önce yorumlamıştım.

Kitabın Konusu: İki Ermeni gencin Binbirdirek Sarnıcında (kendilerine has şiveleri olan) konuşmalarıyla başlıyor ve daha sonra Efsuncu Baba ile tanışarak bir takım acayip, olağanüstü gibi görünen hadiseler yaşamaya başlıyorlar…

İlk başta sadeleştirmeye dair not olması kitabı okurken daha iyi anlamamı sağladı. Dipnotlarda isabetli ve sade bir şekilde açıklanmış. Kitaptaki dil sanırım Osmanlı Meşrutiyet zamanı günlük hayatta konuşulan dil. Başta bu okumamı yavaşlatsa da daha sonra alıştım ve samimi bir okuma havası oluştu (bence J ).

Tılsımlar, ecinniler, anlamsız tekerleme gibi dualar, melekler ve iblisler... Mesele doğaüstü gizemli ve hurafelere dayalı olaylar, hikayeler olunca merak duygumuz daha da artıyor bence. Yazarda bunu o tarihte anlayıp hem heyecanlı-mistik hikaye anlatırken hem de din üzerinden gelenek üzerinden her asılsız bilgiye çabucak kandığımızı ve sorgulamadığımızı anlatmaya çalışıyor.  Kitabın sonunda da bunu açıklamış. Sonunda bizimle direkt konuşması, fikrini anlatması çok hoşuma gitti. Yani diyor ki “ Kendini Kandırma”. Ve aslına bakarsanız hikayede geçen bazı hurafeleri yaptığımı ve tanıdıklarım tarafından yapıldığını hatırlıyorum. Eyvah J

Eğlenceli ve mesaj içeren bir kitap, ben sanki bir film izler gibi okudum, bence rahatlıkla ve keyifle okunabilir…

Kitaptan alıntı yapmak istiyorum, sağlam ve güzel sözler var.

-      Sen konuştuğun zaman şekerin lezzeti azaldı, sen ağzını açtığında cevherin özü bozuldu.(s.34, dipnot)

-  Daima humeka urefaya dahleder (Ahmaklar her zaman ariflere sataşır). (s.40)

-Mesele benim kabulümde, sizin rızanızda değildir… Kaderde olan şey kendi kendine olur… (s.42)

-Görmeden her şeye inanırsan insanı çok kandırırlar.(s.65)

Ayrıca sayfa.59 da “goygoycu” tabirinin nasıl ortaya çıktığını öğrendim, (eskiden dilenciler dua ettikten sonra” hoy goygoy canım” diye hep bir ağızdan bağırırlarmış, bu nedenle goygoycular olarak anılırlarmış) seviyorum böyle şeyleriJ



Yazarın son sayfalardaki sözlerinden alıntılar:

-         - Her insanı, hatta her toplumu hoşlandığı yemle avlarlar. Mesele, böyle oltalara tutulmayacak kadar insanlığımızı terbiye edebilmektedir.(s.76)

-        -  …En akıllılarımız her gün aldanıyorlar. En akılsızlarımız her gün aldatıyorlar. Hepimiz daima aldanıyoruz, fakat fırsat düştükçe aldatıyoruz. Bu suretle geçim dengesini biraz düzeltebiliyoruz… Aldanıp da aldatamayanlar… İşte aç kalan güruh bu zavallılardır.(s.75)




Sevgiyle Kalın...



20 Aralık 2018 Perşembe

PEMBE FİLİ DÜŞÜNME- (ZEYNEP SELVİLİ ÇARMIKLI) YORUMUM




Kitapta yazarımız kendi hayatında yaşadığı bir takım olayları,  geçirdiği sıkıntıları bizlere anlatmış. Bir yandan da kendimize karşı nasıl davrandığımızı, bunun değerlendirilmesini ve aslında nasıl davranmamız gerektiğine dair bize güzel bir farkındalık, yeni bir bakış açısı kazandırmaya çalışmış.
Sade ve samimi bir dili var, konuşma havasında geçiyor kitap. Önce kendinden yola çıkması kendini ve yaşadıklarını, hissettiklerini açık olarak anlatması güzeldi. 

Dikkat spoiler içerir!
.
.
.
.
.
.
.
.

Kendimize bazı etiketler yapıştırıyoruz. Bunlar “ben aptalım, çirkinim, beceriksizim” gibi çok acımasız etiketler. Bunlardan ibaretmişiz sanki hiç değişme ihtimalimiz yokmuş gibi çaresizce bu etiketlerle yaşıyoruz. Yazarın söylediği şu örnek güzel bir farkındalık kazandırıyor bence. Aslında çok basit sadece bir iki kelime eklememiz lazım:

-“ben aptalım”

Ya da

-“fark ediyorum ki, “ben aptalım” düşüncesine sahibim”  (sayfa:104)

Yazar bu ikisi arasındaki farkı soruyor. Bence gerçekten fark var. Birincisi her türlü değişime, gelişime kapalı. Net ve kesin ayrıca oldukça çaresiz ve olumsuz.

Fakat ikinci cümle yoruma açık, bir umut vaat ediyor, “bu düşünceyi değiştirebilirim!” İmkanını veriyor. Birden diyorum ki neden böyle bir düşünceye sahibim? Sorgulamamı sağlıyor.
Bu düşünce ve cümle kalıbını daha sık kullanmalıyız bence.

Ve öz şefkat!

Bizde çok eksik olduğunu kelimeyi okuduğumda bile hissedebiliyorum. Kitapta öz şefkat duygumuzun nasıl geliştirilebileceği konusunda pek bilgi okuduğumu hatırlamıyorum. Bu konuyla ilgili başka kitaplar var mı diye araştıracağım.

Kitapta şu düşünce bence en önemlisi o da: Bir fikri, durumu, hatırayı düşünmemek için unutmak için kendinize telkinde bulunursanız yine onu kendinize hatırlatmış olursunuz ve o düşünceyi tekrar gündeme çağırırsınız.  O her neyse onun varlığını kabullenmeli (bu biraz zor olabilir) ve kendi zamanında, siz onu yok etmeye çalışmadan ama onunla ilgilenmeden hayatınıza devam etmelisiniz. O da zamanı geldiğinde sizin haberiniz olmadan aklınızdan çıkıp gidecek bir süreden sonra. 

Benim kitaptan çıkarımlarım bu şekildeydi, umarım faydalı bir yazı olmuştur:)

Bu konularla ilgili daha önceden fikir sahibi iseniz kitap size çok fazla bir şey katmayabilir. Bu konulara giriş için bence güzel bir başlangıç kitabı.

19 Aralık 2018 Çarşamba

2018 YILINDA İZLEDİĞİM FAVORİ KORE DİZİLERİM

Öncelikle Kore dizilerine karşı olumlu bir ön yargım var.:) Lisede başlayan bu serüven üzerinden 5 yıl geçmesine rağmen hala devam etmekte. Bu süreç içerisinde izlediğim Kore dizilerinden alfabetik sıra halinde arşiv yapabilirim. Ayrıca tabi ki Güney Kore’ye gitmeyi çok çok istiyorum. Bu süreçte bir de Korece kursuna gittim ve az buçuk Korece temel cümleler kurabiliyorum ve de yazabiliyorum. Tabi bunda yüzde yüz Kore dizilerinin katkısı var. :)

Bu sene çok dizi izleyemedim aslında çünkü üniversitede son senem olduğu için projeler sunumlar alttan aldığım dersler falan kafamı pek kaşıyamadım açıkçası.

Yine de kendimi Kore dizilerinden mahrum bırakmadım. Daha sonra “Neden Kore Dizileri?” adında bir yazıda yazmak istiyorum, eğer yazarsam bu yazının sonuna ekleyeceğim. O zaman favori dizilere geçelim...

Bu arada bu dizilerden bazıları bu yıl çıktı bazıları daha önceki senelerde. Fakat ben bu sene izleyebildim :)

  1. AGE OF YOUTH 

İlgili resim


Şu gördüğünüz 5 kız birbirlerinden çok farklılar ve her birinin hayatında farklı farklı uğraştıkları şeyler var. Beni bu dizide etkileyen herkes kendi hayatında bir şeylerle uğraşsa da birinin başı sıkıştığında ona kol kanat germeleri ve destek olmaları idi. Tam bir gençlik dizisi. İçeriğinde komedi, aşk, dram ve bolca samimi durumlar ile güzel tespitler barındırıyor. Benim bu dizideki favori karakterim Hwa Young (Kang Yi-Na) idi. 

age of youth 1 hwayoung ile ilgili görsel sonucu

Hwa Young (nasılda kendinden emin:)

dizinin ikinci sezonu ise "Hello My Twenties" olarak geçse de benim aklımda "Age Of Youth 2" olarak kalmış.

2. AGE OF YOUTH 2/ HELLO MY TWENTİES

İlgili resim

Bu sezonda ise kızlarımızın hayat hikayeleri devam etmekte yalnız benim sevdiğim oyuncunun (Kang Yi-Na) o sıralar başka bir dizide rol alması nedeniyle o  2-3 bölümde konuk oyuncu olarak yer almış. Bu biraz beni üzmüştü. Buna da şükür dedim artık. Ayrıca bir karakterde oyuncu değişmiş ve yeni bir karakterde diziye dahil olmuş yurda taşınmıştı. Her şeye rağmen o samimiyeti yakaladığını düşünüyorum. Bu sezonda favori karakterim tabiikiii Song Ji-Won!

age of youth 2 son ji won ile ilgili görsel sonucu
Song Ji-won (şirinlik abidesi:)


Eğer üniversite yurt hayatını konu alan dizileri ve bu kavramları seviyorsanız bu dizi tam sizlik, bence bir göz atın.


3. WEİGHTLİFTİNG FAİRLY KİM BOOK-JOO

kim book joo ile ilgili görsel sonucu


Bu dizi aslında geçen sene "Goblinle" aynı zamanda yayınlanmaya başlamıştı. Fakat "Goblini" izlemekten gözüm başka dizi falan görmedi:) Bu diziyi 2 kere izledim diyebilirim. Kızımız Book- joo halterci fakat o kadar tatlı bir kız ki... Hareketleri, konuşmaları benim hoşuma gitmişti fakat eğer çok Kore dizisi izlemediyseniz size biraz tuhaf gelebilir. Oğlumuzda yüzücü. İkisi aynı spor okulunda okuyorlar. Beni bu dizide etkileyen bu iki karakter arasındaki arkadaşlıktı. Hem komiklerdi hem de güzel bir bağ vardı aralarında. 

kim book joo ile ilgili görsel sonucu
     
               Kızımızın mimikleri olay:)

4. SASSY GO GO

sassy go go ile ilgili görsel sonucu

Eğlenceli bir liseli gençlik dizisi. Dizi bu yıl çıkmadı fakat ben bu yılın sonlarına doğru izledim. Kore dizilerindeki klişelerden elbette vardı fakat yine de güzel bir diziydi.  Baş erkek oyuncuyu daha önce izlememiştim. Eğer başka bir dizide görürsem o diziye başlama kararımın sebebi olabilir:)

sassy go go ile ilgili görsel sonucu

                                                                   Ekip güzel bence:)

5. SCHOOL 2015

school 2015 ile ilgili görsel sonucu

Diziyi çıktıktan bayağı bir sene sonra izlemişim. Konuştukları telefonların modellerine baktığımda bunu hissettim:) Dizi bazı yerlerde bana sıkıcı geldi. Sonunu getirmek için izledim. Başta kıza yapılan zorbalıklar hiç hoşuma gitmedi. İnsan bu kadar savunmasız olmamalı. Daha sonra gelişen olaylar diziye heyecan kattı ve sonra tekrar bir duraksama yaşadı. Benim için ortalama bir diziydi fakat yinede bir sonraki bölüme geçme merakını da uyandırmıştı. Lise dizileri izlemeyi sevenler bence bu diziden de hoşlanırlar. Kaldı ki yayınlandığı tarihte bayağı popüler bir dizi olduğunu hatırlıyorum bende bu vesile ile izlemeye başlamıştım.

Listede olmayan izlemeye başlayıp yarım bıraktığım diziler var. Bunlardan biri  "Something İn The Rain" ve diğeri ise" Because This İs My First Life". ikisi de güzel başlamıştı fakat sonraları izlemeyi bıraktım devamı gelmedi. Belki daha sonra devam edebilirim.

İşte benim bu yıl izlediğim Kore dizileri bunlardı. Eskiden daha fazla izliyordum:) Şu an "Are You Human To?" dizisine başladım bitirdiğimde diziyi yorumlamak istiyorum. 

Sizler Kore dizileri hakkında ne düşünüyorsunuz? Bu yıl hangi dizileri izlediniz? Beğendiğiniz diziler neler? Eğer benimle paylaşırsanız çok sevinirim:)

Kendine iyi bakın, tekrar görüşmek üzere...

GULYABANİ-(HÜSEYİN RAHMİ GÜRPINAR) YORUMUM

                                    Bu görsel boÅŸ bir alt niteliÄŸe sahip; dosya adı 20181216562229382.jpg

Gulyabani benim Türk Edebiyatında çok fazla karşılaşmadığım bir roman oldu. Hüseyin Rahmi Gürpınar’ ın kaleme aldığı “Gulyabani” okurken beni bayağı eğlendirdi. İzmir Kitap Fuarında aldığım yegane kitap olarak bence iyi bir seçim yapmışım. Biraz yazardan bahsedecek olursak kendisi Osmanlının son dönemlerinde doğmuş Cumhuriyetin ilk yıllarında vefat etmiş roman ve öykü yazarı.
Ben yazarın adını az çok diğer yazarlarla karıştırsam da(Ahmet Hamdi Tanpınar mesela :)) Gulyabani'yi Yeşilçam filminden biliyordum. Daha sonra kitabını görünce okumak istedim. Kitap özellikle Osmanlı Dönemini anlatırken mizahi bir üslubunun da olması benim için kitabı beğenmemin en önemli sebebiydi.  Anlatılan olayların Osmanlı zamanında yaşanması durumu daha merak uyandırıcı ve eğlenceli kıldı.

DİKKAT SPOİLER İÇERİR!!!
.
.
.
.
.
Baş karakterimizin yani Muhsine’nin bir eve hizmetçi olarak gitmesi ile başlayan hikayemiz daha sonra o evde cinlerin, perilerin, gulyabaninin olduğunu öğrenip kaçmak isteyip kaçamaması ile devam ediyor. Olaylar daha sonra gelişiyor. Kitaptaki cinleri gulyabaniyi ve bunlarla ilgili uydurulan hurafeleri okumakta komikti. Muhsine bir yandan bunları saçma bulsa da yaşanan olaylar ile yine de şüpheye düşüyordu.

Hüseyin Rahmi Gürpınar benim Türk Edebiyatında favori yazarlarımdan biri oldu. Kendisinin anlattığı hikayeler hem bir toplumsal konuyu ele alıyor hem de bunu mizahı içine katarak bizlere sunuyor. Kendisinin; “Şık”, “Şıpsevdi”, “Kuyrukluyıldız Altında İzdivaç” ve “Efsuncu Baba” gibi diğer romanlarını da okumak istiyorum.Hatta elimde “Kuyruklu Bir Yıldız Altında İzdivaç” kitabı var onunla devam edebilirim fakat “Efsuncu Baba’yı “ daha çok merak ediyorum.  İnşallah ikisini de okurum :)

Bu romanın birçok farklı yayın evinden baskısı mevcut. ben Ren Lades Kitap Yayıncılık'tan okudum. Gayet güzel ve rahat okudum. Ayrıca kapak tasarımının rengi de çok hoşuma gitti :)
Eğer özellikle Osmanlı son dönemi ile ilgili sıkıcı olmayan bir roman okumak isterseniz sizlere Gulyabani kitabını tavsiye ederim.

Kitaptan sadece şu sözü çok beğendim: "Rica bizden, lütuf sizden." (sayfa:7)

Görüşmek üzere, kendinize iyi bakın…

GÜNGEZGİNİ-DAYTRIPPER YORUMUM




Bu görsel boş bir alt niteliğe sahip; dosya adı PicsArt_12-15-03.30.49.jpg




Herkese merhaba,


Bugün sizlere çok beğendiğim bir çizgi romanı göstermek istiyorum. “Güngezgini” benim uzun bir süre aradığım, baskısı olmadığı için belli bir süre sonra unuttuğum, bir gün tesadüfen(?) kitap alırken karşıma çıkarak beni çok mutlu eden bir çizgi roman…  Bu yılın (2018) Şubat ayında 3. Baskısı çıkmış. Ben kitabı Kasım ayında görebildim. Farklı bir çizgi roman olduğunu söyleyebilirim. Konusunu anlatmak kitap hakkına bayağı bilgi vermek olur o yüzden kitabın bana hissettirdiği ve kitaptan neler çıkarttığımı biraz anlatayım.

Öncelikle kitaptaki çizimler gayet güzeldi, bazı çizgi romanların çizimleri beni kitaptan uzaklaştırabiliyor. Kitabı okumadan önce neyle karşı karşıya olduğumu bilmiyordum. Arka kapaktaki yazı bana çok bir şey ifade etmedi. Okumaya başladığımda ise ilk başta afalladım, karakterin yaşadığı olaylar ile kitabın kurgusu hakkında tahminlerde bulunmaya ve yazarların ne anlatmak istediğini düşünmeye başladım. İlerlerken bu düşüncelerden kurtulup yaşanan olaylara ve hikayeye odaklandım. 

Dikkat spoiler içerir!

Bu görsel boş bir alt niteliğe sahip; dosya adı Screenshot_20181215-033352.png

Güngezgini”nden benim anladığım hayatımızda bazı olaylar yaşıyoruz. Ve hayat devam ediyor, peki ya devam edemezse… Ölüm yanı başımızda. Yaşımız kaç olursa olsun. Ve bir anda,hiç beklemeden başımıza gelecek bu olay yine hiç beklemediğimiz bir kişi ya da yerde bulabilir bizi… Yaşadıklarımızı bu bilinçle süzgeçten geçirirsek belki daha az alıngan ya da üzgün oluruz (eğer benim gibi her şeyi, her söyleneni kafaya takıyorsanız).

Ayrıca karakterin her önemli bir olay yaşadıktan sonra ölmesi de aslında yeniden doğduğu, artık eskisi gibi olmadığı ve değiştiğinin mesajını veriyor bizlere.


Kitapta ‘Bras De Olive Domingos’ karakterinin her ayrı bölümde hayatının belli yaşlarında yaşadığı olayları görüyoruz. Bu olaylar farklı bir büyüyle, kurguyla bizlere sunuluyor.
Çizgi romanda bazı bölümlerde yalnızlığı ve korkuyu bazı bölümlerde ise başarıyı mutluluğu ve sevgiyi hissettim.Sanki yazarlar bize hayatın birçok farklı duygulardan bir bütünü oluşturduğunu anlatmaya çalışmış. Çoğu zaman kitap gerçekçi dururken daha sonra bazı sahneler sanki gerçeküstü gibiydi… Bitirdikten sonra beni kendi hayatım üzerinde düşünmeye ittiğini söyleyebilirim.

Farklı bir çizgi roman, bence kesinlikle okumaya değer.

Kendinize iyi bakın, tekrar görüşmek dileğiyle…



17 Kasım 2016 Perşembe

Sadece Oku - Murat Büyükburç (kişisel gelişim#2)





 -Sadece Oku-

-Murat Büyükburç-
-Minval Yayınları-
-Kişisel Gelişim-
-104 Sayfa-
-1.Baskı-


Herkese yeniden merhabalar!

Uzun bir aradan sonra bloğu boş bırakmamak adına birkaç ay önce okuduğum bir kitabı sizlerle paylaşacağım…

Kitap adından anlaşıldığı gibi sadece okumaktan bahsetmiyor, başka konularla ilgili de bizlere bilgi veriyor. Kitabın başlığı -önsözde denildiği gibi- tavsiye niteliği taşıyor ve okumayı olumlu ve olumsuz etkileyen faktörleri ele alıyor. Ben özellikle, okuma eyleminin, Türkçe-güzel konuşmanın ve kitabın konu olduğu kitapları bir ayrı seviyorum. Bu kitapların bana çok yararı olduğunu ve beni okumaya, yazmaya ve öğrenmeye sevk ettiğini düşünüyorum. İşte bu kitapta onlardan biri…
Bu kitabı D&R mağazasında tesadüfen gördüm. Başlığıyla zaten hemen ilgimi çekmeyi başardı. Arka kapağını da okuyunca “tamam” dedim. Bu kitap bana uyar.:)

Aslında bu kitabı –benim gibi-  “OKUMAK” isteyen ama bir türlü kitabı eline alamayan, fazla kalın bir kitap görünce gözü korkan, okumaya başlayınca hemen sıkılma tehlikesi yaşayanlar için  –en dürüst ifadeyle-  size gaz veren, harekete geçiren cinsten diyebilirim.
Kitap zaten sade bir dille ve gözü yormayan türden yazılmış. İçinde güzel ve etkileyici özlü sözler var, ayrıca konular fazla uzun tutulmamış, az ve öz bir kitap olduğunu düşünüyorum.

Ve evet, yazar Erol Büyükburç’un akrabası.:)

Şimdi size kitaptan birkaç alıntı yapmak istiyorum,


s.43

s.100
s.76

.

Tekrar görüşmek üzere...