Merhabalar,
Sizlere aynı gün içinde başlayıp bitirdiğim bir kitaptan
bahsedeceğim. Öncelikle yazarımız Hüseyin Rahmi Gürpınar benim sevdiğim
yazarlardan biridir. Gulyabani kitabını daha önce yorumlamıştım.
Kitabın Konusu: İki Ermeni gencin
Binbirdirek Sarnıcında (kendilerine
has şiveleri olan) konuşmalarıyla başlıyor ve daha sonra Efsuncu Baba ile tanışarak bir takım acayip, olağanüstü gibi görünen
hadiseler yaşamaya başlıyorlar…
İlk başta sadeleştirmeye dair not
olması kitabı okurken daha iyi anlamamı sağladı. Dipnotlarda isabetli ve sade
bir şekilde açıklanmış. Kitaptaki dil sanırım Osmanlı Meşrutiyet zamanı günlük
hayatta konuşulan dil. Başta bu okumamı yavaşlatsa da daha sonra alıştım ve
samimi bir okuma havası oluştu (bence J
).
Tılsımlar, ecinniler, anlamsız
tekerleme gibi dualar, melekler ve iblisler... Mesele doğaüstü gizemli ve
hurafelere dayalı olaylar, hikayeler olunca merak duygumuz daha da artıyor
bence. Yazarda bunu o tarihte anlayıp hem heyecanlı-mistik hikaye anlatırken
hem de din üzerinden gelenek üzerinden her asılsız bilgiye çabucak kandığımızı
ve sorgulamadığımızı anlatmaya çalışıyor. Kitabın sonunda da bunu açıklamış. Sonunda bizimle
direkt konuşması, fikrini anlatması çok hoşuma gitti. Yani diyor ki “ Kendini
Kandırma”. Ve aslına bakarsanız hikayede geçen bazı hurafeleri yaptığımı ve
tanıdıklarım tarafından yapıldığını hatırlıyorum. Eyvah J…
Eğlenceli ve mesaj içeren bir kitap, ben sanki bir film
izler gibi okudum, bence rahatlıkla ve keyifle okunabilir…
Kitaptan alıntı yapmak istiyorum, sağlam ve güzel sözler
var.
- Sen konuştuğun zaman
şekerin lezzeti azaldı, sen ağzını açtığında cevherin özü bozuldu.(s.34, dipnot)
-
Daima humeka urefaya dahleder
(Ahmaklar her zaman ariflere sataşır). (s.40)
-Mesele benim kabulümde, sizin rızanızda değildir… Kaderde olan şey
kendi kendine olur… (s.42)
-Görmeden her şeye inanırsan insanı çok kandırırlar.(s.65)
Ayrıca sayfa.59 da “goygoycu”
tabirinin nasıl ortaya çıktığını öğrendim, (eskiden dilenciler dua ettikten
sonra” hoy goygoy canım” diye hep bir ağızdan bağırırlarmış, bu nedenle
goygoycular olarak anılırlarmış) seviyorum böyle şeyleriJ
Yazarın son sayfalardaki sözlerinden alıntılar:
- - Her
insanı, hatta her toplumu hoşlandığı yemle avlarlar. Mesele, böyle oltalara tutulmayacak
kadar insanlığımızı terbiye edebilmektedir.(s.76)
- - …En
akıllılarımız her gün aldanıyorlar. En akılsızlarımız her gün aldatıyorlar.
Hepimiz daima aldanıyoruz, fakat fırsat düştükçe aldatıyoruz. Bu suretle geçim
dengesini biraz düzeltebiliyoruz… Aldanıp da aldatamayanlar… İşte aç kalan
güruh bu zavallılardır.(s.75)
Sevgiyle Kalın...


Hiç yorum yok:
Yorum Gönder