7 Ocak 2019 Pazartesi

EFSUNCU BABA - (HÜSEYİN RAHMİ GÜRPINAR) YORUMUM







Merhabalar,

Sizlere aynı gün içinde başlayıp bitirdiğim bir kitaptan bahsedeceğim. Öncelikle yazarımız Hüseyin Rahmi Gürpınar benim sevdiğim yazarlardan biridir. Gulyabani kitabını daha önce yorumlamıştım.

Kitabın Konusu: İki Ermeni gencin Binbirdirek Sarnıcında (kendilerine has şiveleri olan) konuşmalarıyla başlıyor ve daha sonra Efsuncu Baba ile tanışarak bir takım acayip, olağanüstü gibi görünen hadiseler yaşamaya başlıyorlar…

İlk başta sadeleştirmeye dair not olması kitabı okurken daha iyi anlamamı sağladı. Dipnotlarda isabetli ve sade bir şekilde açıklanmış. Kitaptaki dil sanırım Osmanlı Meşrutiyet zamanı günlük hayatta konuşulan dil. Başta bu okumamı yavaşlatsa da daha sonra alıştım ve samimi bir okuma havası oluştu (bence J ).

Tılsımlar, ecinniler, anlamsız tekerleme gibi dualar, melekler ve iblisler... Mesele doğaüstü gizemli ve hurafelere dayalı olaylar, hikayeler olunca merak duygumuz daha da artıyor bence. Yazarda bunu o tarihte anlayıp hem heyecanlı-mistik hikaye anlatırken hem de din üzerinden gelenek üzerinden her asılsız bilgiye çabucak kandığımızı ve sorgulamadığımızı anlatmaya çalışıyor.  Kitabın sonunda da bunu açıklamış. Sonunda bizimle direkt konuşması, fikrini anlatması çok hoşuma gitti. Yani diyor ki “ Kendini Kandırma”. Ve aslına bakarsanız hikayede geçen bazı hurafeleri yaptığımı ve tanıdıklarım tarafından yapıldığını hatırlıyorum. Eyvah J

Eğlenceli ve mesaj içeren bir kitap, ben sanki bir film izler gibi okudum, bence rahatlıkla ve keyifle okunabilir…

Kitaptan alıntı yapmak istiyorum, sağlam ve güzel sözler var.

-      Sen konuştuğun zaman şekerin lezzeti azaldı, sen ağzını açtığında cevherin özü bozuldu.(s.34, dipnot)

-  Daima humeka urefaya dahleder (Ahmaklar her zaman ariflere sataşır). (s.40)

-Mesele benim kabulümde, sizin rızanızda değildir… Kaderde olan şey kendi kendine olur… (s.42)

-Görmeden her şeye inanırsan insanı çok kandırırlar.(s.65)

Ayrıca sayfa.59 da “goygoycu” tabirinin nasıl ortaya çıktığını öğrendim, (eskiden dilenciler dua ettikten sonra” hoy goygoy canım” diye hep bir ağızdan bağırırlarmış, bu nedenle goygoycular olarak anılırlarmış) seviyorum böyle şeyleriJ



Yazarın son sayfalardaki sözlerinden alıntılar:

-         - Her insanı, hatta her toplumu hoşlandığı yemle avlarlar. Mesele, böyle oltalara tutulmayacak kadar insanlığımızı terbiye edebilmektedir.(s.76)

-        -  …En akıllılarımız her gün aldanıyorlar. En akılsızlarımız her gün aldatıyorlar. Hepimiz daima aldanıyoruz, fakat fırsat düştükçe aldatıyoruz. Bu suretle geçim dengesini biraz düzeltebiliyoruz… Aldanıp da aldatamayanlar… İşte aç kalan güruh bu zavallılardır.(s.75)




Sevgiyle Kalın...



Hiç yorum yok:

Yorum Gönder